Deney mi, sihir mi? Bilim mi, mucize mi?

Basf Kids'Lab, Çocukla deney yapıyorum, deney etkinliği

Basf Kids'Lab Deney, çocuk bilim, cocuklara deney, cocuklarla deney, çocuklara bilim

Kızıma sordum, “Bu bir sihir mi yoksa?..” Sihir değilmiş ama nasıl olduğunu bilmeyen kişiler onu sihir sanabilirmiş.: )

Deney yapmaya bayılırdım çocukken, sevmeyen var mıydı acaba? Karıştır, bulaştır, batır, yüzdür… Hala hatırımda birkaç tanesi, en eğlenceli halleriyle…

Bundan iki-üç sene önce, karlı bir günde etkinlik olsun diye kızımla bir iki gözlem/deney  yaptık, bayıldı bu işe:

  • Mesela bir kartopunu ocağın üstüne koyunca önce eriyip su olması, sonra buharlaşması, buharlaşırken üzerine kapak tutarsak tekrar su olması; ne oluyormuş dedik, madde kaybolmuyormuş…
  • Donan suyun buz olarak suyun üzerinde kalması, bu sayede ne oluyormuş dedik, aşağıda balıklara yaşam alanı oluşuyormuş…
  • Suyun kaldırma gücü, bu sayede ne oluyormuş dedik, sadece biz değil koca koca gemiler de yüzüyor…

Deney işinin kızımın ilgisini çektiğini görünce evde başka çocuklara uygun eğlenceli deneyler de yaptık,

  • suyun patatesi kaldıramaması ama tuzlu suyun kaldırması,
  • maya ile karbondioksit oluşturma deneyleri,
  • hayalet mürekkep...

O dönem deney yapmak gündelik hayatımıza öyle girdi ki, kızımın anaokulunda beş yaş cücelerinin sınıfında misafir anne olarak bir etkinlik yapmam istendiğinde, bir hikaye okumak, ya da canlandırmak yerine, bahçede çocuklarla beraber basit deneyler yapmayı tercih ettim.

Doğal olarak, bizim bıdıklar deneylerin “yapma” kısmını çok sevdiler,  “nasıl oluyor acaba” diye merak ettiler, ama”neden”ini biraz anladılar, biraz anlamadılar…

Deney aslında onlar için bir sihirdi 🙂

Olsun, sebep sonuç ilişkisini de anlatmaya devam edelim biz. Bizim için önemli olan merak edip “Neden?” diye sormaları değil mi?

Şimdi kızım televizyonda Arka Bahçede Bilim’i seyretmeye bayılıyor, (hatta bayılıyoruz), bazılarını kendisi de yapıyor. (Bu Çilek Kız’ı sevmesine ve seyretmesine engel değil tabii ki!)

Kuzeninde  Tudem’in Eğlenceli Deneyler- Su kitabı vardı. Anlayabileceği deneylerin bir kısmını yaptık, ancak bir kısmı daha büyük yaş grubu için (kitap 7-12 yaşlar için), olsun o deneyleri de büyüyünce yapacağız.

Sonra gördüm ki, bu konuda yoğun bir ilgi var, pek çok yayınevi çocuklar için deneylerle ilgili kitaplar yayınlamış. Dışarıdaki etkinlikler arasına eğlenceli deneyler de girmiş, hatta eğlenceli deney yapan bazı  firmalar var (Mad Science gibi) ve arada okullara ve doğum günü partilerine bile geliyorlar. Bu arada okulda fen derslerinde yaptıkları deneyleri saymıyorum bile..

Derken… BASF Kids’ Lab Türkiye’nin İstanbul Modern’deki etkinliklerini duydum. Yaşasın, gelsin yeni deneyler 🙂

BASF dünya çapında bir kimya firması, bir süredir tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de 6- 12 yaş arası çocuklara kimya ve bilimi sevdirmek için her ay interaktif ve eğlenceli deneyler yaptırdıkları bir etkinlik düzenliyorlar. Şaşırtan kimya BASF Kids’ Lab ile 35 ülkede 500.00’e yakın çocuğa ulaşıyormuş.

Mucizenin olduğu yerde bilim vardır diyorlar.

Kızım deney başlamadan önce Profesör Köpük’le tanıştı, laboratuvardan içeri girip önlük ve gözlüğünü taktı. Çocukların içeride yaptıkları deney şuymuş: Deneyde önce kum ve suyu karıştırmışlar, su kumun arasından tamamen akmış. Sonra bebek bezlerinin içinde bulunan ve başlangıçta kuma benzeyen “Bay Susamış” ile suyu karıştırmışlar. Bu sefer Bay Susamış’ın tanecikleri şişmiş, hatta kalıp gibi kalıp tüm suyu emmiş!  Bu bir sihir miydi yoksa? Kızıma sordum, sihir değilmiş ama nasıl olduğunu bilmeyen kişiler onu sihir sanabilirmiş. : )

Teşekkürler BASF, çocuklara kimya ve bilimi sevdirmek için böyle bir organizasyonu yaptığınız için, bilim insanı olma keyfini çocuklara verdiğiniz için.

Sonra.. Sonra da o arkadaşıyla açık havada oynadı, ben de anne arkadaşımla sohbet ettim tabii ki …

Öneri: 1. BASF Kids’ Lab devam edecek olan ücretsiz bir etkinlik. Onların facebook sayfasından, web sitesinden ya da İstanbul Modern vasıtası ile onlara ulaşır, mayıs ayı veya sonrası için rezervasyon yaptırabilirsiniz.

2. Deneyler konusunda Tubitak  ve Tudem yayınlarının yanı sıra geçenlerde, Yapı Kredi Yayınları’ndan Her Güne Bir Deney kitabını gördüm, en kısa zamanda alacağım. Siz de bu konudaki onlarca kitaptan birini seçip yavrunuzla birlikte bu deneylerden yapabilirsiniz.

Eğitim, Müze içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | 2 Yorum

Sizin hayalleriniz kaç renk?

hayalin yedi rengi 4 abla   Yaşasın Hayaller, Yaşasın Renkler!

Siz “Hayalin Yedi Rengi”ni duydunuz mu? Bu sanatçı Sarkis’in İstanbul Modern‘de yer alan “Gökkuşak” adlı eserinden yola çıkılarak tasarlanmış bir 23 Nisan etkinliği. Biz başka bir sebeple İstanbul Modern’deyken bu programı duyduk, yer olduğunu öğrenince de çocuklarımız programa dahil oldu.

Programın başlangıç noktası Sarkis’in Gökkuşak adlı sanat eseri ve hayatın bitmeyen ritmi, heyecanı ve mutluluklarıymış… Hazırlanan etkinlikte ise çocukların kendi hayal, heyecan ve mutluluklarını resmetmesi bekleniyordu. Müze görevlisi ablalar ile gerçekleşen programda çocuklar önce gökkuşağı renklerini farklı sanat eserlerinde bulacakları bir müze turu yaptılar, sonra da müzedeki sanat eserlerinin önünde kendi sanat eserlerini tasarladılar.

Kızım turda en çok mavi rengin yer aldığı resmi beğenmiş. Mavi kızımın en sevdiği renklerden, resimde at arabası, kulübe, arka plandaki dağlar hep maviymiş!..

Sonra da turuncu fon kağıdına noktalardan oluşan bir  kelebek yapmış. Kelebek çok renkten ve çok noktadan oluşuyor. Bugünlerde en çok kelebek yapıyor zaten. Noktalama ise anneannesinden öğrendiği bir minyatür tekniği, kızım türler ve teknikler arası dolaşıyor. 🙂 (Noktalama tekniği ve minyatür ile ilgili yazıma buradan gidebilirsiniz.)

hayalin yedi rengi kelebek

Çocukların hayalleri sonra gökkuşağı oldular.

Çıktığımızda gördük ki, çocukların resimleri İstanbul Modern’in ön cephesine özel olarak hazırlanmış büyük gökkuşağı üzerine yapıştırılmıştı. Bizim kelebek de gökkuşağının üzerindeydi! Kızım eserinin sergilenmesinden öyle mutlu oldu ki sormayın… Siz de  29 Nisan – 4 Mayıs 2014 arası İstanbul Modern’e giderseniz diğer resimlerle birlikte bizim kelebeğini de görün lütfen. 🙂

hayalin yedi rengi 1 gokkusagi  hayalin yedi rengi 3 gokkusagi

Yaşasın hayaller, yaşasın renkler!

Öneri: İstanbul Modern ücretsiz eğitim programlarını kaçırmayın derim. Gitmişken kafesinde bir de kahve için, vaktiniz varsa…

Eğitim, Müze, Resim / Sergi içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | 1 Yorum

Başka Sinema’dan bebeklilere bambaşka bir deneyim: Sinebebe

anne çocuk etkinliği, bebekli sinema anne dişari çıkalım, sinema, anne- çocuk  etkinliği  anne çocuk etkinliği, İstanbul, Eskişehir, Bursa, Başka sinema, anne dışarı çıkalım

Bebeğim dört aylıktı, ziyarete gelen çocuksuz bir arkadaşım “İnanamıyorum! Sürekli bebeğin başını bekleyip iki-üç saatte bir bunu emzirecek misin? ” diye -biraz da kızarak- sordu. O aktif hayatı(mı)n bu şekilde sekteye uğramasını kabul edememişti. Ben bebek-sonrası-ilk-sinema’ya ne zaman gidebilmiştim hatırlamıyorum ama bugün bebekli olsam kesin Sinebebe’ye giderdim.

Sinebebe  annelerin bebekleriyle gidebildikleri sinema salonu. Ama herhangi bir filme değil, Başka Sinema filmlerine!

“Bize hergün festival” diyor Başka Sinema :), bağımsız filmlerin ve festival filmlerinin gösterildiği yepyeni bir organizasyon bu.

Türkiye ve dünya sinemasında ödüller kazanan, ama vizyonda ya hiç yer alamayan  ya da çok kısa kalan birçok film artık Başka Sinema salonlarında gösteriliyor. Sinema aşkıyla çekilmiş iyi filmlerin gösterildiği bazı sinema salonları ise ekonomik nedenlerle dijital teknolojiye zorlanmaktayken artık Başka Sinema filmlerine salon oluyor.

Başka Sinema Kasım 2013’te başlamış, ama bağımsız filmler izleyeceğiniz Başka Sinema salonları hızla artıyor. İstanbul dışında Ankara, Bursa ve Eskişehir’de de salonları bulunuyor.

Sinebebe ise Başka Sinema’nın sadece bebekli annelere özel sunduğu film seansları. Anneler 12 aylığa kadar olan bebekleriyle birlikte rahat rahat film seyrediyorlar, zira salonda bebek arabaları, bebeklerin ağlamaları, uyumaları, oyuncaklarıyla oynamaları serbest. Anneler bağımsız filmlerin tadını çıkarıyor, bebeler de kendi bağımsızliklarının… Anneler mutlu, bebekler mutlu…

Sinebebe de yeni başlayan bir uygulama: 21 ve 28 Nisan’da iki film planlanmış, tutarsa devam edecek.

Sinebebe’de film seyretmek ise birlikte yapmaktan zevk alınacak anne-çocuk etkinliklerinden biridir eminim.

Öneri: 28 Nisan Pazartesi The Lunchbox /Sefertası Kadıköy Moda Sahnesi ve Beyoğlu Pera Sinemasında saat 12:00’de gösterilecek. Çok tatlı bir filme benziyor. Bebeğinizi kapın gidin derim.

Sinema içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Bu 23 Nisan katılacağınız bir şenlik var mı?

Atatürk , çocuk ve etkinlik İstanbulAtatürk’ün çocuklarımıza armağan ettiği ”23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” hepimize kutlu olsun.

Siz de benim gibi, çocukluğunuzun 23 Nisan çocuk bayramları deyince, aklına Halit Kıvanç’ın TRT’de sunduğu Çocuk Şenliği gelenlerden misiniz? Dünya çocukları, aslında daha çok yakın mahallelerin çocukları, Fransa, Macaristan, Avusturya… – sırayla gelir dans eder. Üç, dört, beş… Sonra biz sıkılır içeri gideriz, arada gelip anneme sorarız, “Anne Türkiye çıktı mı?” Bir erovizyon yarışması seyretme mantığıyla sırayla çıkanlar izlenir, arada Halit Kıvanç’la çocuklar birbirlerine şirinlikler yapar, program biter, 23 Nisan biter…

Allahtan bugün şenlikler çok şenlikli!..

Bazıları ücretsiz ya da çok az ücretli birkaç öneri:

Kadıköy Belediyesi töreni rıhtımda yapıyor. Özgürlük Parkı’nda ise şenlik alanı gösterisi ve 23-24 Nisan’da ilçenin farklı yerlerinde çeşitli tiyatrolarda ücretsiz oyunlar/ drama, konser ve eğlenceler sunuyor. Detaylı bilgi

Beşiktaş Belediyesi Çilekli Tesislerinde 23 Nisan Çocuk Karnavalı yapıyor. Detaylı bilgi

Şehir Tiyatroları “30. Çocuk Şenliği”ne hazırlanıyor… 23-27 Nisan 2014 tarihleri arasında Şehir Tiyatroları’nın tüm sahneleri birbirinden farklı 16 oyun ve toplam 30 gösterimle kapılarını çocuk izleyicilerine açacak. Sadece Şehir tiyatroları değil, bazı özel tiyatrolar da bu şenlikte yer alacaklar. Farklı başlıklar altında atölyelerin de gerçekleştirileceği şenlikte tüm etkinlikler ücretsizdir. Biletler Şehir Tiyatroları gişelerinden temn edilebiliyor. Biz bir tane edindik bile 🙂 Programa buradan ulaşabilirsiniz.

Akbank Sanat Çocuk Şenliği kapsamında 24-27 Nisan arası suluboya, drama, dans, linol baskı, mozaik atolyeleri ve tiyatro gösterisi düzenleniyor. Ayrıntılı programa buradan ulaşabilirsiniz.

Bunlara ilaveten daha bir sürü belediyenin programı var. Ve eminim herkesin evine yakın bir alışveriş merkezinde bir 23 Nisan çocuk etkinliği vardır.

Hava güzel, biz avm dışı bir program seçeceğiz. Siz de öyle yapın, belki karşılaşırız 🙂

 

Park, Tiyatro içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Nisan bitmeden etrafınıza alıcı gözle bir bakın, mayısta göremeyeceksiniz…

Anne dışarı çıkalım, istanbul, erguvan zamanı, İstanbul boğazı, park anne dışarı çıkalım, istanbul, mor salkım, park İstanbul lale festivali, anne dışarı çıkalım, parklar

Erguvanlar, mor salkımlar ve laleler…

Açan güneş, hava soğuk olsa da bahar gelince dallarında yürüyen su ile bu kuru dalları, yumruları uyandırıyor.

Erguvan, en çok Boğaz’a yakışıyor. Diğer ağaçların baharda önce yeşil yaprak sürgünlerine inat, o önce pembemsi mor -yani erguvan rengi- çiçekler açıyor…  Ve tüm dallarını pembe bulutlar kaplıyor. Pembe bir bulut yağıyor rüzgar esince.

Nisan başında, yağmur altında ya da soğukta ilerlerken etrafımıza baktıysanız erguvanların çoktan çiçeklendiğini görmüşsünüzdür. Eğer dikkat etmediyseniz artık acele edin, çiçeklerini döküp yapraklara geçmeden yakalarsınız… Erguvana İstanbul’un ağacı ya da Bizans ağacı dense de Anadolu’da da görülüyor, sadece İstanbul Boğazı’nda değil ara sokaklarda ve parklarda, pek çok yerde görülüyor.

Mor salkımlar, salkım salkım güzellik, kış boyu kuru yılanlar gibi sarılıp uyudukları duvarlarda uyanmışlar, bulundukları yerlerden dünyaya cömert, mis gibi güzel kokulu salkımlar sunuyor. Daha sonra gölgeleriyle mutlu edecekler bizleri.

Laleler ise bugün bu ekibin en prestijli grubu, zira 1-30 Nisan arası İstanbul’da adına bir festival bile düzenlenmiş durumda. Oldukça heyecanlı bir yol hikayesi var lalelerin:  Bildiğimiz gibi, laleler Osmanlı’da bahçeleri ve eğlenceleri ile bir döneme isim vermiş. Daha sonra çıkan isyanlarla bu bahçeler talan, laleler de yok edilmiş. Ancak, zavallılar isyan ve isyancıların talan ettiği bahçelerden ancak kaçırılarak ya da daha önce Hollanda’ya hediye edilmiş olmaları sayesinde kurtulmuşlar.

“İstanbul Lalesi” denen, nadir görülen, ucu sivri, çok renkli laleler ise bu şenlikte fazla boy göstermiyor. Onlar da o günkü talandan ancak isyancıların göremeyeceği yerlere ekilmeleri ya da şehir dışına gönderilmeleri sayesinde kurtulmuşlar.

Emirgan Korusu şüphesiz en büyük şov nerkezlerinden biri. Ama Yıldız Parkı, Kadıköy Meydanı, Göztepe Parkı da erişimin kolay olduğu, çocukların da zaman geçirebileceği ve ilgi çekecek yerler.

Bu ara İstanbul’da semt parklarında, bahçelerde, hatta ana arter kenarlarında bile laleleri görmek mümkün. Sonra onları söküp yeni çiçekler dikecekler!… Evet, laleler çok güzeller ama biz şehirde daha çok ağaç, daha çok ağaçlı park istiyoruz, sadece ithal çiçek ve lale değil!  Zira “yeşil şehir” otoyol yanlarını yeşillendirmek değil! Ayrıca sürekli çiçek dikip sökmek de bizim gibi az gelirli bir ülke için fazla lüks değil mi acaba?

oyun anne dışarı çıkalım, erguvan, lale, mor alkımlar zamanı, İstanbul'da çocuklar için etkinlikler

Öneri: Küçük yavrularla nisan bitmeden biraz şehir gezisi yapıp yukarıdaki parklardan birine ya da civardaki bir parka gittiğimizde etrafa biraz dikkatli bakın. Onlar hoplar, zıplar, oyun parkında oynar, siz de bu güzellikleri seyredersiniz. Biz de öyle yaptık 🙂

Açık Hava, Park içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | 4 Yorum

Picasso’nun resimleri nasıl mı? İlginç… Yok, yok, komik, çok komik :)

1488006_10152144777202597_329153674_o pera-muzesindeki-picasso-sergisinde-sanatcinin-hangi_6257 anne ve çocukları , Picasso

Picasso’nun İstanbul’dan gitmesine bir hafta var. Cebimizde de niyetlenip de gelmeyi başaramadığımız müze programı ve kaçırdığımız “linol baskım” etkinliği. Pera Müzesi’ndeki Picasso: Doğduğu Evden Gravürler ve Seramikler sergisi 20 Nisan’da sona erecek. Kaçırdığımız etkinlik bir daha geri gelmez ama Pera Müzesi “Uzun Cuma” fırsatını yakalayalım bari. Müze cumaları 18:00-22:00 arası açık ve ücretsiz. Güzel Pera binaları arasından geçerek ilerliyoruz. Oradayız.

Pablo Ruiz Picasso Endülüslü soylu bir ailenin bir üyesi olarak Malaga, İspanya’da 1881’de doğmuş, kadınlarla dolu bir ailede büyümüş. Geçmiş yüzyıldan itibaren tüm zamanların en etkileyici ve en çok eser üreten sanatçılarından biri olmuş Picasso. Pera Müzesindeki seçkide onun 1923-1969 arası yapmış olduğu gravür ve seramiklerden örnekler yer alıyor.

Picasso pek çok sanatçı gibi değişik akımlardan etkilenmiş ve onlara uygun eserler vermiş. Seçilmiş eserlerde de onun sanatında klasizm, kübizm ve gerçeküstücülüğü nasıl birleştirdiğini ve dönüştürdüğünü takip edebiliyorsunuz. Seçtiği gravür tekniği sayesinde de bazı eserlerinden pek çok sayıda orjinal eser üretmek mümkün olmuş.

Sergide yer alan eserlerde aynı resmin önce klasik, sonra formların bozulmaya başladığı diğer versiyonları da yer alıyor. Klasik resimlerde resmi açıklayan mantıklı açıklamalar yapabiliyorsun, zira gördüğün neyse onu anlatıyor eser. Kübizm ise var olan görüntünün sanatçı gözünden bir tasarımı, bir yorumu…

Küçük kızım resimlerin klasik versiyonlarını beğendi. Mesela, serilerin birinde, birinci resimde bir kadının profilden bakan resmi onun için tamamdı, ikincisinde kadının arkadaki gözünün resmedilmesini de kabullendi, ama bir sonraki resimde bir gözün büyük diğerinin küçük geometrik şekillerden oluştuğunu görünce bu çok hoşuna gitmedi. Onun ideal olarak çizmeye çalıştığı resimlerden çok uzaktı çünkü!

picassonun-gravur-ve-seramiklerinin-diger-isleri_6258

Üzerinde bir insan yüzü olan ve bir gözü ile aşağı diğeri yukarıya bakan seramik bir tabağa baktık biraz. Picasso ne düşünerek yaptı bilmiyorum ama bizim geldiğimiz nokta, öyle bakmanın eğlenceli olacağıydı: “Ben de böyle bakmak isterdim. Bir gözümle de tavanı görürdüm, orada yürümek çok zevkli olurdu. Sen de gelir misin, birlikte dans ederdik?” 🙂

Sonra resimlerde bu kadar çok kadın olmasına şaşırdı, Picasso’nun hayatının kadınlarla dolu olduğunu, annesi, ablaları, teyzeleri, karısı ve kızının olduğunu söyledim -diğer karıları ve sevgilileri detayına girmeden-…

Çıkışta “Picasso’nun resimlerini nasıl buldun?” dedim, o da “İlginç… Yok yok, komik, çok komik” dedi.

Eve gelince daha önce okumuş olduğu Picasso ve Atkuyruğu Saçlı Kız kitabına baktık biraz. Pearson yayınlarından, çok hoş bir hikaye kitabı. Picasso’nun kişiliği ve sanatından bahseden, eserlerinden birini tatlı bir hikayeyle anlatan tatlı bir kitap. Picasso biraz daha somutlaşmış olabilir kafasında.

Artık kendi resimlerini daha çok beğenir mi acaba?

Öneri: Gitmediyseniz  Picasso sergisini son haftasında yakalayın, üzerine bir de Picasso kitabı edinin derim.

Müze, Resim / Sergi içinde yayınlandı | , , , , , , ile etiketlendi | 6 Yorum

Çocuk mönüsünden hangi “filmi” almak isterdiniz?

ANNEM AMERİKA´DA BUFFALO BİLL´LE TANIŞTI | MA MAMAN EST EN AMERIQUE, ELLE A RENCONTRE BUFFALO BILL| MY MOMMY IS IN AMERICA AND SHE MET BUFFALO BILL | CESUR TAVŞANIN SİHİRLİ MACERASI | RESAN TILL FJÄDERKUNGENS RIKE| BEYOND BEYOND |  Amazonia

33. İstanbul İKSV Film Festivali başladı ve 5-20 Nisan 2014 tarihleri arasında pek çok film farklı kategori, yarışma ve ilgi alanları dahilinde gösteriliyor. Bu bildiğimiz bir festival, ama benim yeni öğrendiğim kısmı (belki siz biliyordunuz zaten), önceden beri bildiğimiz bu festivalde son yıllarda yeni bir kategori var: “Çocuk mönüsü

Bu bölüme uluslararası çocuk filmi festivallerinde beğeni toplayan, aile boyu izlenebilecek filmlerin en iyi, en yeni, en sürükleyici, en öğretici olanları seçilmiş.  Hem çocuklar hem de aileleri için… Bu sene seçilen filmler:  Annem Amerika’da Buffalo Bill’le Tanıştı, Amazonia ve Cesur Tavşan’ın Sihirli Macerası.

Konular çok sevimli, naif, vurdu kırdı yok, markalı karakterler yok.  Harika! Ama.. Rexx, City’s ve Feriye’de gösterilecek bu filmler için şu anda Biletix’de yer yok. Önümüzdeki film gösterim günlerinde belki kapıdan bilet bulmak mümkün olur, cesaretiniz varsa deneyin. – malum çocuk için önceden yapılan programların yarısı sonradan değişir!-

… ya da seneye film festivali duyuruları başlar başlamaz erkenden niyetlenip bilet alırsınız belki 🙂

Öneri:  Geçerken uğramasanız da bu filmleri daha sonra vizyondaki gösterimleri olursa diye takip edin ya da DVD’lerini edinin derim.

 

Sinema içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Bu haftasonu yolumuz güzel atların gösterisinden geçti

lord_of_horses  lord_of_horses_02 lord_of_horses_01

Haftasonuna yaklaşırken, bir de baktık elimizde dört tane Lord of the Horses bileti. Daha önce çok da gitmeyi düşünmediğim gösteri ücretsiz olunca programımıza giriverdi tabii… İki cüce, bir delikanli ve de ben, Lord of The Horses- Atların Efendisi  gösterisine gittik.

Benim en sevdiğim hayvanlardır atlar, koşan, yeleleri, kuyrukları uçuşan atlar… Acaba onları görebilecek miydik?

Atlar değişik temalarla ortaya gelerek efendilerinin sözlerini dinleyerek çeşitli gösteriler yaptılar. Önce kafalar önde, kalın boyunları eğik, efendi efendi ritmik adımlar attılar, disko çağı gösterisi sundular, dörtlü, sekizli bir hizada ilerlediler, selam verdiler… Alkışladık tabii. Ama sonra koşan atlar geldiler. Bence asıl estetik at görüntüleri o zaman ortaya çıktı: Kafalar yukarıda, boyunlar zarif, yeleler uçuştu, kuyruklar salındı. Koşarak gittiler geldiler, dans ettiler, şaha kalktılar. o zaman daha çok alkışladık….

Günümüz gösteri dünyasının elementleri vardı. Bir hikaye, müzik ve ışıkla zenginleştirilmiş “at ve insan” dostluğu. Arkadaki görüntü ve müzik duyguları veriyordu. Biz “dostluğu” daha sınırlı görsek de söz dinleyen atların öpülüp sevilerek mükafatlandırıldığını gördük.

60 tane olduğu söylenen (ama tabii ki sayamadığımız) atların çoğu Endülüslüymüş, arada iri Hollanda atları ya da midilliler de vardı. Gösterinin asıl efendisi Miguel Barrionuovo, at eğiticisi ve şovmeni hazırlamış bu gösteriyi. Gerçekten Endülüs Malaga’lıymış, ve nesillerdir ataları atlarla çalışırlarmış, dolayısıyla birlikte yaşarlarmış. Gösteride atların başka efendileri de vardı, (bazıları ailedenmiş) ve adamların çoğu Kuzey Afrikalı gibi geldi bana.

Gösteri biraz uzun, bazen de anlamlandıramadığımız bölümleri içermekle beraber bizim yavrular ilk yarıda eğlendiler, ikinci bölümde ise tekrarlar sıkıcı oldu biraz.

Oyuncak at öğreniyorAt seyrediyor

Kızım gelirken yanında oyuncak atlarını getirmişti, onlar da seyretsin diye… Sonra onları çantadan çıkartıp sahneye çevirdi. Ama kızımın dediğine göre, onun atları daha yetenekliymiş ve daha fazla numara yapıyorlarmış!..

“Atlar niye sahiplerinin dediğini yapıyor sence ?” diye sordum, kızım da “Belki sahipleri onları bir felaketten kurtarmıştır.” diye cevap verdi 🙂 Yoksa niye bu ışık, ses hengamesi içine girsin, di mi ya? Yeğenim ise atların “işçi atlar” olduğunu düşündü. 🙂

Öneri: Lord of The Horses gösterisi önümüzdeki günlerde Bayrampaşa’da Ora Arena’da devam edecekmiş. Biletler Biletix’den alınabilir.

 

 

Dans /gösteri içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Çocuğunuz için en doğru oyuncağı seçiyor musunuz?

Oyuncakariyorum.com cafe toplantısıKızım büyürken her yeni döneme girdiğinde, o dönem ile ilgili sağlıklı çocuk gelişimine ait yeni şeyleri okumaya, dinlemeye ve takip etmeye çalışıyordum. Tabii bunu iç sesini dinleyerek, kendi ebeveynlerinin ya da çevredeki diğer ebeveynlerin yöntemlerini benimseyerek yapmak mümkün. Ama her zaman aynı yöntemlerle aynı sonuçlar yaşanmıyorsa neler yapmak gerektiğini öğrenmek için farklı kaynaklardan bilgi almak benim için her zaman önemli oldu.

Çocuk gelişiminin önemli konularından biri de oyuncak ve oyun oldu.

Montaigne “Çocukların oyunu oyun değil, en ciddi uğraşıdır” demiş. Oyun çocuğun işi, gelişmek için ona ihtiyacı var. Oyuncak da bunun çok önemli bir parçası. “Herhangi bir oyuncak değil eğitici oyuncak” satan ve en sevdiğimiz online oyuncakçımız oyuncakariyorum.com’ un ilettiği bir etkinliği burada paylaşmak istiyorum. Belki miniklerden biriyle biz de katılırız bu etkinliğe.

9 Nisan Çarşamba sabahı 10:00-12:30 arası  Khalkedeon Kalamış Cafe ve Restaurant’ta bir uzman eşliğinde kahvaltı ve sohbet toplantısı var. Aile, çocuk ve okul danışmanı Dr. Bengisu Koyuncu ile “Ebeveyn ile oynanan oyunun ve doğru oyuncak seçiminin çocuğun beyin gelişimine etkisi” konusunda oyun ve oyuncak konulu bir sohbet gerçekleşecek.  Sohbet sırasında 2-5 yaş arası çocuklar oyun ablası ile oynayabilecekler. Bu programa katılma bedeli, bir anne ve bir minik kahvaltısı dahil 75 TL, katılmak isteyen 0 505 697 6975’den rezervasyon yaptırabilirmiş.

Öneri: Hem uzman görüşü almak, hem de benzer yaş grubu ebeveynler ile tanışmak ve çocukları tanıştırmak için bu etkinlik iyi bir fırsat olabilir.

Eğitim içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Sanatın içine doğmak

Ne zaman büyük bir Avrupa kentine gitsem, kıskançlığımdan ölüyorum. Çünkü çocuklar doğal olarak sanat, estetik ve tasarımın içine doğuyor ve büyüyorlar…

Opera kapısında bekleyen çocuklar  Barcelona Opera Liceu turu yapabilirsiniz

Geçen hafta Barselona’da Liceu Opera’sı önünde bir gün içinde altı yedi ayrı çocuk grubu gördüm. Yaşları 5-12 arasında değişen çocuklar öğretmenleriyle birlikte dünyanın en büyük klasik opera binalarından biri olan Barselona opera binasını gezmek için bekliyorlardı. (Bir opera binamız bile yok, Süreyya Opera(cık)’mızı saymazsak!)

Daha sonra şehrin değişik yerlerinde; Gotik bölgesinde, surlar önünde, Gaudi’nin Kont Güell için yapmış olduğu evin karşısında ve başka modern binalar önünde gruplar halinde gezen, resim çizen çocuklar ve gençler görmeye devam ettim. 5-6 yaşından itibaren çocuklar elele tutuşmuş, ikili sıralar halinde, öğretmenleri eşliğinde şehirde geziyor, şehirdeki dünya çapındaki önemli müzeleri, tarihi ve sanatsal yapıları ziyaret ediyor, ya da resmini çiziyorlardı.

Gaud eserlerinden bir GüellPalau Barri Gotik surlar önünde çocuk grupları Bayıldım… Özendim…

Şehrin kendisi zaten sanat ve tasarım ile dolu ve bu çocuklar da doğal olarak sanatın ve tasarımın içinde yetişiyorlar. Sanat ve estetik bir ifade biçimi, bir iletişim aracı olarak var. Yeni gelen kuşaklar da bunun içinde doğmuş, bunu içselleştirerek büyüyorlar. Büyüyünce de ve burada yaşayarak gördüklerinin bir adım ötesinde işler yaratabileceklerdir eminim.

Bir büyük Avrupa kentinde doğmadığımız için, çocuklarımızı kendi çabalarımızla Pera Müzesi, Sabancı Müzesi ve İstanbul Modern gibi yerlerde yapılan sanat etkinliklerine götürmeye devam.  “Sanatın büyük sanayicilerin elinden sunulmasına karşıyım” diye konuşan genç ve çok akıllı bir kardeşimle yaptığımız bir tartışma geldi aklıma. Bu müzelerin yeni sanatçıları desteklemeleri çok iyi olur, kabul, ama dünya çapındaki sanatçılardan seçkiler de çocuklarımız, hatta bizim için çok iyi.  🙂

Öneri: 20 Nisan’a kadar Pera Müzesi’nde Picasso’nun seramikleriyle ilgili bir sergi var, en kısa zamanda biz gideceğiz, etkinliklerinde yer var mı diye bakın siz de.

Açık Hava, Gezi, Müze içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | 2 Yorum